<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Obezite Rehberi</title>
	<atom:link href="http://www.obeziterehberi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.obeziterehberi.com</link>
	<description>Sağlıklı Yaşam ve Bilinçlendirme Platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Jan 2010 13:30:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>90 kiloyken 200 kiloya çıktı</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/90-kiloyken-200-kiloya-cikti.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/90-kiloyken-200-kiloya-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:30:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[konya obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezite hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[obezite hastası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=203</guid>
		<description><![CDATA[
Konya&#8217;da, obezite hastası 32 yaşındaki Ayşe Güntürk, geçirdiği mide ameliyatı, sürdüğü tedaviler ve diyet programı sayesinde 180 kilodan 90 kiloya kadar indi.
Ancak yeniden kilo alan Ayşe Güntürk, eski kilosunu da geçip 200 kiloya ulaştı. Yataktan kalkamadığını ve aşırı kilodan dolayı bacaklarında ödem oluştuğunu söyleyen Güntürk, yürümenin özlemini duyduğunu söyledi.
180 kilo olan kardeşi 26 yaşındaki İsmail [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-120" title="obesity" src="http://www.obeziterehberi.com/wp-content/uploads/2009/04/obesity.jpg" alt="obesity" width="250" height="268" /></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Konya&#8217;da, obezite hastası 32 yaşındaki Ayşe Güntürk, geçirdiği mide ameliyatı, sürdüğü tedaviler ve diyet programı sayesinde 180 kilodan 90 kiloya kadar indi.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">Ancak yeniden kilo alan Ayşe Güntürk, eski kilosunu da geçip 200 kiloya ulaştı. Yataktan kalkamadığını ve aşırı kilodan dolayı bacaklarında ödem oluştuğunu söyleyen Güntürk, yürümenin özlemini duyduğunu söyledi.</p>
<p>180 kilo olan kardeşi 26 yaşındaki İsmail Güntürk gibi obezite hastası olan Ayşe Güntürk, aşırı kilosundan dolayı hasta yatağında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bacaklarında ödem oluştuğundan dolayı yaklaşık 9 aydır hiç yürüyemediğini ifade eden Güntürk, “Babam emekli ve emekli maaşı ile bize bakmaya çalışıyor. 4 kardeşiz. Fakat kardeşim İsmail de aşırı kilolu ve şu an 180 kilo. O da çeşitli tedaviler oldu ama tedaviler olumsuz sonuçlandı. Kardeşim yürüyebiliyor. Benimse ayaklarımda artık aşırı kilodan dolayı ödem oluştu. Yürüyemiyorum” dedi.</p>
<p>2005 yılında 180 kiloyken hastanede tedavi olduğunu belirten Aşye Güntürk, şunları anlattı:</p>
<p>“73 gün süren tedavi ve diyet programı ile 130 kiloya kadar düştüm. Hastaneden taburcu olduktan sonra kısa sürede yeniden kilo almaya başladım. 2006 yılının başlarında bu defa başka bir hastanede tedavi altına alındım. Midemden ameliyat oldum. Mideme balon taktılar.</p>
<p>Ayrıca mide ve bacaklarımdam yağlar aldılar. Yapılan ameliyatlar ve diyet programı sayesinde 90 kiloya kadar indim. Fakat kısa bir sürede yeniden kilo almaya başladım. Yaklaşık 180 kiloya yeniden ulaşmıştım. Bunun üzerine 2009 Şubat ayında yine başka bir hastanede tedavi altına alındım. Ameliyatlar oldum, ilaç ve diyet tedavisi uygulandı. Fakat fazla etkisi olmadı. Şu an yaklaşık 200 kiloyum. Bacaklarımda ödem oluştuğu için eskiden güçlükle ya da birilerinin desteği ile yürüyebiliryordum. 9 aydır yatağı bağlı olarak yaşıyorum. Maddi imkanımız da iyi olmadığı için yeniden iyi bir tedavi olamıyorum. Yürümek istiyorum. Kilolarımdan kurtulmak istiyorum.”</p>
<p>İki çocuğunun da obezite hastası olduğunu belirten anne Sultan Güntürk ise çocuklarının bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını istediğini söyledi. Anne Güntürk, “Kızım yatağından kalkamıyor. Tüm ihtiyaçlarını ben gidermeye çalışıyorum. Eşim emekli ve emekli maaşı ile geçimimizi sağlıyoruz. Maddi yönden sıkıntı yaşadığımız için tedavilerini tam olarak yaptıramıyoruz. Daha önceki tedavileri hayırseverlerin katkıları ile gerçekleştirdik” dedi.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/90-kiloyken-200-kiloya-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipoglisemi ve insülin direnci aynı şey mi ?</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/hipoglisemi-ve-insulin-direnci-ayni-sey-mi.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/hipoglisemi-ve-insulin-direnci-ayni-sey-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[hipoglisemi]]></category>
		<category><![CDATA[insülin direnci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Oysa her hipoglisemi mutlaka insülin direncinin varlığı anlamına gelmiyor, her kilo problemi insülin direncinden kaynaklanmıyor.
İnsülin direnci ile ilişkili kilo sorununa daha çok göbek-karın-bel genişliğinin arttığı, bacak-kalça bölgesinin ince kaldığı durumlarda rastlanıyor. ınsülin direnci ile ilişkili hipoglisemiye yemek sonrasında ortaya çıkan uyku hali, yorgunluk, terleme şikayeti olanlarda rastlanıyor. Yani doğru bir teşhis çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="Label_editor" style="z-index: 0;"><img class="alignnone" src="http://img03.blogcu.com/v2/images/editor/e/s/e/esenkal/112836309183764_1260199515.jpg" alt="" width="250" height="372" /></p>
<p>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</span></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">Oysa her hipoglisemi mutlaka insülin direncinin varlığı anlamına gelmiyor, her kilo problemi insülin direncinden kaynaklanmıyor.<br />
İnsülin direnci ile ilişkili kilo sorununa daha çok göbek-karın-bel genişliğinin arttığı, bacak-kalça bölgesinin ince kaldığı durumlarda rastlanıyor. ınsülin direnci ile ilişkili hipoglisemiye yemek sonrasında ortaya çıkan uyku hali, yorgunluk, terleme şikayeti olanlarda rastlanıyor. Yani doğru bir teşhis çok önemli.<br />
İnsülin direnci tanısı koymak için önce kanda insülin ve şeker seviyelerini belirlemek gerekiyor. Yani açlık ve tokluk insülin-şeker seviyelerini saptamak çok önemli. Açlık insülini 10 üniteden, özellikle 15 üniteden fazla, tokluk şekeri yüksek ya da hipoglisemikse, bu veriler insülin direncini matematiksel olarak da doğruluyor. Ayrıca insülin direncini özel bir formülle de (HOMA-IR) hesaplamak mümkün.</p>
<p><strong>DİRENÇ NASIL AZALTILIYOR?</strong></p>
<p>En etkili tedavi, kilo vererek elde ediliyor. Kilo vermek için düşük glisemik yükü olan besinlerin seçilmesi gerekiyor. Yoksa insülin seviyesi düşmüyor, verilen kilolar kısa süre sonra yeniden alınıyor. Hem de fazlasıyla!<br />
İnsülin seviyesini azaltmak için destek olarak kromdan faydalanmak mümkün. Günde 200-400 mg kromium pikolinot faydalı olabiliyor ama krom desteğinin gücünü fazla abartmamak gerekiyor. Tarçın da etkili bir insülin direnci azaltıcısı. Tarçının insülinin kullanımını kolaylaştırdığı, insülin-şeker dengesini iyileştirdiği kabul ediliyor. Günde 2-3 çay kaşığı toz tarçın istenen yararı sağlıyor.<br />
En etkili çözüm, reçeteli ilaçlarla sağlanıyor. Metformin, akarbuz, glitozon en sık kullanılan reçeteli ilaçlar. Özellikle metformin çok tercih ediliyor. Bu ilacın (ve diğerlerinin) doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor.<br />
Egzersiz özellikle büyük kas gruplarını çalıştıran aerobik egzersizlerin de etkili birer direnç çözücü oldukları kesin! Özellikle haftada 4-5 kez tekrarlandıkları ve 30 dakikadan daha uzun yapıldıklarından başta yürüyüş olmak üzere her türlü aerobik egzersiz kas dokusunun insüline yanıtı iyileştiriyor.<br />
İnsülin direncinin fazla kiloluluk ve obezite dışında hipertansiyon, diyabet ve aterosklerotik kalp hastalığı ile de ilişkili olduğunu hatırlatalım.</p>
<p><strong>Kimler risk altında? </strong></p>
<p>Eğer karın-göbek-gıdık-boyun, yani bedenin üst kısmından kilo alan biriyseniz ve;<br />
* Ailenizde orta yaş diyabeti sık görülüyorsa<br />
* HDL kolesterolünüz çok düşükse (&lt; 40 mg)<br />
* Karaciğer yağlanması öykünüz ve karaciğer enzimlerinizde (SGT-SGPT-GGT) yükselme varsa<br />
* Hipertansiyonlu biriyseniz<br />
* Tokluk şekeriniz yüksek veya HbA1c değerleriniz yüzde 6,2 mg.’dan fazla ise<br />
* Ailenizde erken yaşlarda kalp krizi ve/veya felç geçirenler varsa<br />
* Gut atağı geçirmişseniz, ürik asidiniz yüksekse<br />
* Tüylenme, sivilcelenme, adet düzensizliği öykünüz varsa (genç kız ve kadınlar)<br />
* Gebelik diyabeti hikâyeniz varsa<br />
* Yemekleri takiben hipoglisemi atakları yaşıyorsanız, kilo sorununuz ve/veya hipoglisemi ataklarınız insülin direnci ile ilişkili olabilir, aklınızda olsun!</p>
<p><strong>Akşamları atıştırmayı sever misiniz?<br />
</strong><br />
Akşam saat 20:00’den sonra sürekli abur cubur yeme alışkanlığı olanlara öneriler&#8230;<br />
Ne yerseniz daha az zararlı olur?<br />
Her gün bir-iki değişiklik yaparak kendinizi tanıyıp ve değişiyorsunuz. Akşam atıştırmaları çok sevilen bir ara öğündür. Kahvaltı ile öğle yemeği arasında pek açlık hissetmeyiz.<br />
Öğleden sonra vazgeçilmez beş çayımız vardır. Bir de akşam yemeğini yedikten sonra yine çayın veya kahvenin yanına eklenen abur cuburlar&#8230;<br />
Televizyonda sevdiğimiz diziye kendimizi kaptırmışken, çok heyecanlı bir film izlerken, ders çalışırken, sohbet ederken bir yandan bir şeyler atıştırarak keyif aldığımız anlar ne kadar çoğalırsa, işler de o kadar zor demektir!<br />
Sevdiğiniz aktiviteleri özellikle azaltmadan devam etmeniz, fakat bunların yanındaki abur cubur miktarını da özellikle azaltmanız gerekiyor. Akşam atıştırmalarını önlemek için;<br />
* Asla ara öğünleri atlamayın<br />
* Aralarda meyve, kuru yemiş (önerilen miktarda), yağsız tost veya sandviçler, süt-yoğurt tüketin<br />
* Kahvaltı ve öğle yemeğinde mutlaka tahıl, et, sebze tüketin<br />
* Akşama sebze-salata, yoğurt yiyin<br />
* Akşamüzeri (yemekten 2 saat önce) mutlaka ara öğün tüketin<br />
* Akşam yemeğinden 1-2 saat sonra meyve tüketin<br />
* Akşam bol bol açık çay, bitki çayı ve su için<br />
* Bol bol sohbet edin!</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/hipoglisemi-ve-insulin-direnci-ayni-sey-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obezite riski artıyor</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/obezite-riski-artiyor.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/obezite-riski-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:26:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[obezite riski]]></category>
		<category><![CDATA[obezitede risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Tokatlı, yaptığı açıklamada, bebeklik dönemindeki beslenme süreçlerinin, “anne karnındaki beslenmeden sütle beslenmeye geçiş”, “anne sütü dışındaki besinlerle karşılaşma” ve “erişkin tipi beslenmeye geçiş” şeklinde üç döneme ayrılabileceğini söyledi.
Anne sütünün yaşamın ilk altı ayında bebeğin tüm gereksinimlerini tek başına karşıladığını, ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-117" title="obez" src="http://www.obeziterehberi.com/wp-content/uploads/2009/04/obez.jpg" alt="obez" width="300" height="225" /></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Tokatlı, yaptığı açıklamada, bebeklik dönemindeki beslenme süreçlerinin, “anne karnındaki beslenmeden sütle beslenmeye geçiş”, “anne sütü dışındaki besinlerle karşılaşma” ve “erişkin tipi beslenmeye geçiş” şeklinde üç döneme ayrılabileceğini söyledi.</p>
<p>Anne sütünün yaşamın ilk altı ayında bebeğin tüm gereksinimlerini tek başına karşıladığını, ancak altı ay sonrasında yetersiz kaldığını anlatan Tokatlı, “Altı ay sonrasında artan vücut ağırlığı nedeniyle gereksinim duyulan enerji, anne sütü hacmi ile karşılanamaz. Ayrıca, anne karnındaki dönemin son üç ayında anneden bebeğe geçen demirle dolan bebeğin demir depoları, ilk 5-6 ayda tükenir, bu nedenle bu aydan sonra bebeğe demir sağlayacak tamamlayıcı ek gıdalara gereksinim vardır. Ancak tamamlayıcı ek gıdalarla birlikte anne sütü de mutlaka verilmelidir” diye konuştu.</p>
<p>Bebeğin ilk 3-4 ayda yutma refleksi zayıf, kaşıkla verilenleri çıkarma eğiliminde olduğu için emme döneminde olduğunu anlatan Tokatlı, bebeklerin ancak 4-6 ayda yarı katı gıdaları ağız boşluğunun arka tarafına aktarmayı ve yutmayı başardığını söyledi. Tokatlı, ek besinlere başlanabilmesi için bebeğin baş ve boynun kontrolünün tamamlanması, el-göz koordinasyonunun gelişmesi, anne ve çevre ile ilişkiye geçmesi, oturmaya başlaması, çiğneme ve yutma koordinasyonunun gelişmesi gerektiğine dikkati çekti.</p>
<p>Tamamlayıcı ek besinlere 6. aydan itibaren başlanmasının uygun olduğunu belirten Tokatlı, “Katı gıdalara önerilenden erken başlanması, anne sütünün alımını kısıtlar ve proteinlerin günlük enerjiye olan katkısı azalır. Bu da büyüme hızını etkiler. Erken dönemde ek besin verilmesi özellikle besin alerjilerinin görülme sıklığını arttırır. Ayrıca, diyetle alınan besin ögeleri henüz gelişimini tam tamamlamamış olan böbreğe yük bindirir, bunun ötesinde obezite riskini artırır” dedi.</p>
<p>Tokatlı, az miktarda besinle verilmek istenen enerjiye ulaşılması için ek gıdaların enerjisi yoğun olması gerektiğini bildirdi. Ek gıdaya ilk olarak meyve suları ve sonrasında meyve püreleri ile başlanmasının uygun olduğunu belirten Tokatlı, şunları kaydetti:</p>
<p>“Sütlü unlu mamalar ve yoğurt anne sütü yanında bebeğe ilk verilecek ek gıdalardandır. Sütlü unlu mamalar hazırlanırken buğday unu dışındaki tahıl unları (pirinç) tercih edilmeli. Önceleri sulu muhallebi şeklinde hazırlanarak bebeğe sunulan mamaların yoğunluğu daha sonra giderek artırılmalı. Demir içeriği yüksek sebzelerden hazırlanan çorbalar 6-8 ayda bebeğe verilmeye başlanmalı. Çorbaların içinde kullanılan yağ, bitkisel olmalı. Yumurta sarısına, katı halde bu aylarda başlanmalı, 8-10 günde tam yumurta sarısına erişilmeli ve haftada 2-3 yumurta sarısı verilmeli.</p>
<p>Dana ve tavuk eti gibi protein kaynaklarının diyete eklenmesi 7. aylarda olmalı. Başlangıçta çorbaya kıyma şeklinde eklenen et, bebeğin çiğnemeyi öğrenmesiyle birlikte köfte şeklinde yedirilmeli. 7-9. aylarda pilav, makarna, ekmek gibi nişastalı besinler verilmeye başlanmalıdır. Tarhana çorbası, dolma içi gibi yemekler 9-12 aydan itibaren verilmeli. Bu aylarda çocuk aile sofrasına oturtulmalı, kendisini beslemesi için ona fırsat verilmeli.”</p>
<p><strong>“İLK KEZ DENENECEK BESİNLER BEBEĞE AÇKEN VERİLMELİ”</strong></p>
<p>Tokatlı, ilk kez denenecek besinlerin, reaksiyonların doğru tespit edilebilmesi için haftada bir çeşit olacak şekilde başlanması gerektiğini ifade ederek, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“İlk kez denenen besin tek öğün olarak, çok az miktarlarda ve bebek açken verilmeli. Bebek almazsa zorlanmamalı, bir süre geçtikten sonra denenmeli. Tüm besinler kaşık ile verilmeli. Bebeğe verilecek yiyecekler doğal ve taze ürünler kullanılarak hazırlanmalı, konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler verilmemeli. Hazırlanan yiyecekler uzun süre oda ısısında bekletilmemeli.”</p>
<p><strong>“BEBEK ÖLÜMLERİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEMDİR”<br />
</strong><br />
Ek besinlere geçiş döneminde, yani altı ay civarında bebeğin anne karnındaki dönemde anneden sağladığı pasif bağışıklığın artık tam koruma sağlayamayacak kadar azalmasının bebeği başta ishal olmak üzere çeşitli enfeksiyonlara karşı korumasız olduğunu anlatan Tokatlı, “Ek besinlerin hazırlanış, saklanış ve bebeğe sunuş aşamasında hastalık yapıcı mikroplarla bulaşması halinde korumasız olan bebekte kolaylıkla ishal gelişir” dedi.</p>
<p>Tokatlı, ek besinlerin yetersizliğinin de ciddi sorunlara yol açabildiğini belirterek, “Sık geçirilen enfeksiyonlar, diyete inek sütünün eklenmesi ve bunun yol açtığı mikro kanamalar, ek besinlere geç başlanması, bu dönemde demir eksikliği anemisinin sık gelişmesinin nedenleridir” diye konuştu.</p>
<p>“Ek besinlere geçiş döneminin gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde bebek ölümlerinin ve hastalık gelişiminin en yüksek olduğu dönem” olduğuna dikkati çeken Tokatlı, tamamlayıcı ek besinlere geçişin önerilen şekilde uygulanmadığı taktirde bazı psikososyal sorunlara neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p>Tokatlı, “Annenin bebek doyduğu halde ek besin vermekteki ısrarı, bebeğin istemediği besinleri vermek için yaptığı zorlama gibi nedenler bebek-anne ilişkisinde zedelenme yaratabilir. İştahsızlık, kusma, bunların sonucunda yetersiz kilo alımı anne ile bebek arasındaki beslenme ilişkisinin bozulmasından kaynaklanabilen ciddi sonuçlar yaratabilen olaylardır. Bu tür sorunların gelişmemesi için anneye bebeğini beslerken acele etmemesini, ısrarcı olmamasını öğütlemek gerekir” uyarısında bulundu.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/obezite-riski-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilo vermenin 7 yolu</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/kilo-vermenin-7-yolu.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/kilo-vermenin-7-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:24:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo verme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[ Kilo vermek birçok kişi için zordur. Çoğu zaman günlerce aç kalmanın kilo vermeye yardımcı olduğu düşünülse de tartının üzerine çıkıp değişiklik görememek oldukça sinir bozucudur.
nyildiz@hurriyet.com.tr
Eğer siz de kilo vermek için birçok yolu denediyseniz ve hala fazla kilolarınızla yaşamaya mahkumsanız sorun sadece inat eden yağlarınız değil yaşam tarzınız, farkında olmadığınız hastalıklarınız da olabilir. Kilo vermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;"><strong> <span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Kilo vermek birçok kişi için zordur. Çoğu zaman günlerce aç kalmanın kilo vermeye yardımcı olduğu düşünülse de tartının üzerine çıkıp değişiklik görememek oldukça sinir bozucudur.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;"><a href="mailto:nyildiz@hurriyet.com.tr">nyildiz@hurriyet.com.tr</a></p>
<p>Eğer siz de kilo vermek için birçok yolu denediyseniz ve hala fazla kilolarınızla yaşamaya mahkumsanız sorun sadece inat eden yağlarınız değil yaşam tarzınız, farkında olmadığınız hastalıklarınız da olabilir. Kilo vermek için ne yapılması gerektiği konusunu Alman Hastanesi’nden Diyetisyen Esra Aran ile konuştuk ve kendinisi bize kilo vermede başarıyı sağlamanın 7 yolunu anlattı.</p>
<p></span><strong>1-İnsülin hassasiyetini onarmak</strong></p>
<p>Normal yaşlanma insülin reseptörlerinin üzerindeki hücre zarlarının gençliklerini ve fonksiyonlarını kaybetmesiyle oluşur. İnsülin direncinin saptanmasında kullanılan birçok laboratuar yöntemi vardır. Hiperinsülemi; kan insülin düzeyinin yükselmesidir. Bu da kalp ve damar hastalıkları riskini arttırmaktadır. Magnezyum, balıkyağı, krom ve kokoa polyphenols gibi içeriği olan bazı besinler insülin hassasiyetini onarmaktadır.</p>
<p>Düşük maliyetli bazı ilaçlarla insülin duyarlılığını gözle görülür bir şekilde arttırmak mümkündür. İnsülin duyarlılığını artırmak ve vücut ağırlığını düşürmek isteyenler için bu ilaçların dozaj aralığı günde 3 kez 250 mg ile günde 3 kez 850 mg yemeklerle olmak üzere değişebilir. İnsülin duyarlılığını artıran en önemli yol düşük kalori alımıdır. Günlük kalori kısıtlaması 1500- 1800 kalorinin altında alımdır.</p>
<p><strong>2- Genç hormon seviyesinin onarılması<br />
</strong><br />
Son dönemde abdominal obezlik çeken erkeklerin yüzdeliği artmıştır. Yaşlı erkeklerde özellikle aşırı östrojen salındığında testesteron salınımı azalır. Bu da bel bölgesinin kalınlaşmasını sağlar. Bel çevresinin etrafındaki yağlardan kurtulmak zordur ama olanaksız değildir. Hem kadında hem erkekte yaşlanma başladıkça seviyesi düşen bir hormondur. Testesteron fazlalığı yaşlı erkeklerde prostat kanserine neden olur. Kanseri tamamen vücuttan çıkarmak ya da kanser hücrelerini öldürmek, erkeklik hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile mümkün olabilir. Kadın yüzdesinin bir kısmı düşük uygun tiroit bezi değerlerine sahiptirler. Böylece onların kilo alımı predispozandır. Tiroid hormonunun ihtiyaçlarını sağlıklı metabolizma oranı kapsar. Tiroit hormonu eksikliği olan kişilerde vücut kompozisyonunu korumak ve iyileştirmek için tiroit ilaçlarının kullanılması öngörülmektedir. Aşırı östrojen kadında kilo alımına neden olur. Yaşlı kadınlarda hormon değerlerinin düzeltilmesi için uzmanlaşmış ekspertize ile birlikte sağlık pratisyeni bioidentical hormon yenileme terapisi gerekmektedir. Neredeyse her doktor doğru testesteron dozlarını tanımladığı için erkekler daha şanslıdır.</p>
<p><strong>3- Karbonhidrat emiliminin kontrol edilmesi</strong></p>
<p>Bazı çalışmalar yüksek lifli diyetin kilo kaybına neden olduğunu göstermektedir. Genç ergenlerde, kalp hastalıklarının gelişmesini inceleyen Koroner Arter Risk Gelişmesi Çalışmasında, yüksek lif alımının kalp hastalıkları riskini azalttığı, bel-kalça oranlarında ve kilo kaybında yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm lifler eşit yaratılmamıştır. Beta-glukanlar, yulaf ve arpadan çıkarılmadır. Özellikle karbonhidrat emiliminin yavaşlatılmasında etkilidir. Kan şeker seviyesinin, doygunluk kontrolünün ve başarılı kilo yönetiminin ihtiyaç duyduğu şeydir. Çalışmalar göstermiştir ki besinler alındıktan hemen sonra kan şeker ve insülin seviyesinin yükselmesinde besinlerin içindeki beta-glukan fiberler etkilidir. Çözünür liflerden zengin besinler serumdaki yağ seviyesini düşürürken beta glukanlar kan şekeri metabolizmasının gelişimine katkıda bulunur.</p>
<p><strong>4- Fiziksel aktiviteyi arttırmak</strong></p>
<p>Birçok insan egzersiz yapmanın, depolanmış vücut yağ kalorisini daha fazla kullandığını düşünmektedir. Gerçek şu ki; egzersiz yapmak daha iyi kilo kontrolüne katkısı olan hücresel seviyede yararlı değişikliklere neden olmaktadır. Fiziksel aktivitedeki artış, vücuttaki insülin hassasiyetini ve bazı anti-diyabetik ilaçların etkisini taklit ederek vücut yağ kontrolünü sağlar.</p>
<p><strong>5- Beyindeki serotinin salınımını arttırmak</strong></p>
<p>Serotinin miktarının eksikliği, vücuttaki yağ miktarının artışına neden olur. Beyindeki serotinin miktarının eksikliği fazla yemekle ilişkilendirilmiştir. Obez bireylerde kandaki triptofan seviyeleri düşüktür. Düşük kan triptofan seviyesi olan obez insanların beyinlerindeki seroitinin eksikliğinin, çok fazla yeme örneklerine bağlantılı olduğu görülmektedir. Bazı çalışmalarda kronik enflamasyon ve immün sistemin fazla çalışmasının şişmanlıkta kritik rol oynadığı gözlenmiştir. Triptofan, beyinde serotinin üretimine ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki; çalışmalar kilo düşüşü veya günlük alımdan bağımsız olarak obez hastaların düşük kalori ve azalan triptofan seviyeleri olduğunu göstermektedir. Yemeklerden 1 saat önce obez hastalarda 1000, 2000 ve 3000mg L-triptofan verildiğinde gözle görülür oranda kalori tüketiminin azaldığı gözlemlenmiştir. Triptofan alan obez hastalarda daha fazla kilo kaybının olduğu gözlemlenmiştir. Günlük Triptofan standart alımı 2-3 saatte bir yemeklerden önce 500 mg dozlar halinde olmalıdır.</p>
<p><strong>6- Dinlenmedeki enerji harcama oranının onarılması</strong></p>
<p>Düşük kalorili diyet, lif tüketimi, taze hormon dengesinin onarımı ve aşırı egzersiz yapılmasına rağmen bugüne kadar yaşlı insanların vücut yağ depolarında gözle görülür bir değişiklik sağlamak zordur. Uzun dönem kilo kaybının anahtarı, depolanmış vücut yağının yakılmasıdır. Nar çekirdeği yağı ve fucoxanthin alan yaşlı kişilerin sağlıklı vücut ağırlıklarına kavuşma konusunda sonuç aldıkları görülmüştür.</p>
<p><strong>7- Sağlıklı ve uzun yaşam için yemek</strong></p>
<p>Bilindiği üzere; yemek yeme kilo almaya neden olurken, uygun beslenme ile de daha sağlıklı bir yaşam, kilo kaybı ve hastalıklara karşı korunma sağlanılabilir. Yapılan bir araştırmada, yüksek ısıda pişen (250 C ve üzeri) yemeklerin tehlikeli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Fazla pişmiş yemekler düşük ısıda pişen yemeklere göre vücut proteinlerine zarar verirler. Düşük ısıda pişen yemekler ise kilo kaybına yardımcı olurlar. Yemeklerinizin hazırlanma şekilleri vücut yağlarının azaltılmasında yardımcı olurken, yaşa bağlı hastalıklara karşı da vücudu korur. Aşırı kalori alımı dejeneratif hastalıkların başlangıç aşamasını ve yaşlanma sürecini hızlandırır. Ne olursa olsun yaşam şeklini değiştirmek için asla geç kalmış sayılmazsınız.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/kilo-vermenin-7-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin kilo sorunu çözülüyor</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/erkeklerin-kilo-sorunu-cozuluyor.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/erkeklerin-kilo-sorunu-cozuluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 13:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[erkek kilo]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde obezite]]></category>
		<category><![CDATA[kilolu erkek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[
ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, çocuk yaşlarda hububat tüketen erkeklerin obez olmadıklarının belirlendiği bildirildi.
İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M.Hikmet Boyacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD&#8217;de yapılan bir araştırmada, hububat, beslenme ve sağlık ilişkisinin ele alındığını belirtti.
Amerikan Diyetisyenler Derneğinin yayın organı “Journal of the American Dietetic Association”da da yayımlanan çalışmada, hububat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://imgarsiv.sabah.com.tr/im/2008/02/04/1A59A2DADF85AB47935F7FD2r.jpg" alt="" width="200" height="250" /></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, çocuk yaşlarda hububat tüketen erkeklerin obez olmadıklarının belirlendiği bildirildi.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M.Hikmet Boyacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD&#8217;de yapılan bir araştırmada, hububat, beslenme ve sağlık ilişkisinin ele alındığını belirtti.</p>
<p>Amerikan Diyetisyenler Derneğinin yayın organı “Journal of the American Dietetic Association”da da yayımlanan çalışmada, hububat tüketen çocukların enerjinin büyük kısmını karbonhidrat, protein ve düşük oranda yağlardan aldıklarının tespit edildiğini anlatan Boyacıoğlu, yüksek hububat tüketiminin aynı zamanda yüksek lif ve şeker alımı, azaltılmış kolesterol alımı ve düşük Beden Kitle İndeksi (BMI) ile de ilişkili olduğunun ortaya çıktığını bildirdi.</p>
<p>Araştırma kapsamında, çocukların hububat tüketiminin, referans alınan 8-10 yaşından son ziyaretin yapıldığı 17 yaşına kadar gözlemlendiğini kaydeden Boyacıoğlu, şu bilgileri verdi:<br />
“Bu çalışmada, hububat tüketmenin pozitif beslenme etkileri, erkek çocuklarda kızlara göre daha fazla düzeyde gözlemleniyor. Erkek çocukların hububat tüketme eğiliminin kızlardan daha çok olduğu ve daha büyük porsiyonlarda tükettikleri belirtiliyor. Hububat tüketim sıklığı ile toplam serum kolesterolünün ilişkisini gösteren doğrusal eğilim, kızlarda değil sadece erkek çocuklarda önemli oluyor. Hububat tüketiminin beden kitle indeksi ile ilişkisi, erkek çocuklarda istatistiksel olarak önemli düzeyde olup bu durum daha çok gün hububat tüketimi arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Bu eğilimin kız çocuklarında önemli olmadığı açıklanıyor.”</p>
<p>Boyacıoğlu, araştırmacıların, hububat tüketiminin, özellikle erkek çocukları arasında, lipit düzeyi ve beden kitle indeksi gibi kalp damar risk faktörleriyle olumlu bir şekilde ilişkili olan sağlıklı bir beslenme modeli olduğu sonucuna vardıklarını belirtti.</p>
<p>Beden Kitle İndeksi 30 veya daha fazla olan kişilerin obez (aşırı şişman) olarak kabul edildiğine dikkati çeken Boyacıoğlu, şunları kaydetti:<br />
“Dolayısıyla fazla hububat tüketen çocuklarda Beden Kitle İndeksi düşük kalacak, yani obez olmayacaklar. Obezite vücutta aşırı miktarda yağ dokusu birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Aşırı yağ dokusunun tayin edilmesi için kullanılan birçok yöntem olup en genel olanı Beden Kitle İndeksi&#8217;dir. Beden Kitle İndeksi boy ve ağırlığın dahil olduğu bir matematiksel hesaplama olup aile geçmişi, cinsiyet, yaş veya ırktan bağımsızdır. Beden Kitle İndeksi kişinin kilogram cinsinden ağırlığının metrekare cinsinden boyuna bölümü ile hesaplanmaktadır. Sağlıklı bir beslenme modeli ve besin alımı, lipit düzeyi ve Beden Kitle İndeksi gibi kalp-damar risk faktörleri ile uygun ve olumlu bir ilişki içindir.”</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/erkeklerin-kilo-sorunu-cozuluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adana Emniyeti kilolu polisleri zayıflatacak</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/adana-emniyeti-kilolu-polisleri-zayiflatacak.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/adana-emniyeti-kilolu-polisleri-zayiflatacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[kilolu polis]]></category>
		<category><![CDATA[şişman polis]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflayan polis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[
Adana Emniyet Müdürlüğü, “Emniyet Mensupları İçin Sağlıklı Yaşam Destek Projesi” kapsamında kilolu personele yönelik eğitim semineri düzenledi.
Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez, Seyhan Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen toplantı öncesi yaptığı açıklamada, kendisine bağlı personelinin görev yerleri ve şartlarıyla olduğu kadar, sağlıklarıyla ilgili de sorumluluğu bulunduğunu söyledi.
Polislerin daha sağlıklı bir fiziğe kavuşmaları için proje geliştirdiklerini ifade eden Kesmez, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/237320090815022456533.jpg" alt="" width="272" height="204" /></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Adana Emniyet Müdürlüğü, “Emniyet Mensupları İçin Sağlıklı Yaşam Destek Projesi” kapsamında kilolu personele yönelik eğitim semineri düzenledi.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez, Seyhan Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleşen toplantı öncesi yaptığı açıklamada, kendisine bağlı personelinin görev yerleri ve şartlarıyla olduğu kadar, sağlıklarıyla ilgili de sorumluluğu bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Polislerin daha sağlıklı bir fiziğe kavuşmaları için proje geliştirdiklerini ifade eden Kesmez, “Adana&#8217;da 7 bin polis üzerinde yaptığımız araştırmada 545&#8242;inin obez veya aşırı kilolu olduğunu belirledik. Bunları en kısa sürede zayıflatacağız. Kilolu personelimizin daha sağlıklı bir hayata kavuşması için önce bilim adamları tarafından eğitim verdireceğiz, daha sonra spor ve diyet uygulatacağız” diye konuştu.</p>
<p>Kesmez, sağlıklı bir vücuda sahip polis memurlarının suçla mücadelede de daha başarılı olacağına inandıklarını vurguladı.</p>
<p>Seminerde, Çukurova Üniversitesi öğretim üyeleri Dr. Cenap Türkeri, Doç. Dr. Gonca İnce ve Prof. Dr. Cahide Yağmur, beslenme ve spor alışkanlıkları ile ilgili sunum yaptı.<br />
</span></p>
<p><span style="z-index: 0;"><strong>Kaynak : Hürriyet</strong><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/adana-emniyeti-kilolu-polisleri-zayiflatacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obezite anesteziyi zorlaştırıyor</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/obezite-cerrahisi/obezite-anesteziyi-zorlastiriyor.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/obezite-cerrahisi/obezite-anesteziyi-zorlastiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Obezite Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite anestezi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite anestezi zor]]></category>
		<category><![CDATA[zor anestezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[
Çağımızın en önemli toplumsal sağlık sorunlarından olan obezitenin görülme oranı ülkemizde giderek artıyor.
Türk Anestezyoloji ve Reanimasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Aypar; anestezi alacak obez hastalarda kalp, akciğer ve hormonal sistemlerde oluşan değişikliklerin, anestezi sırasında önemli sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Obez hastalarda ameliyat sonrası akciğer sorunlarının yanında, bu hastaların suni solunum için havayolu cihazlarının yerleştirilmesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;"><img src="http://www.sinavonline.net/meslekler/img/anestezi.jpg" alt="" width="320" height="240" /></span></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Çağımızın en önemli toplumsal sağlık sorunlarından olan obezitenin görülme oranı ülkemizde giderek artıyor.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">Türk Anestezyoloji ve Reanimasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Aypar; anestezi alacak obez hastalarda kalp, akciğer ve hormonal sistemlerde oluşan değişikliklerin, anestezi sırasında önemli sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Obez hastalarda ameliyat sonrası akciğer sorunlarının yanında, bu hastaların suni solunum için havayolu cihazlarının yerleştirilmesinde karşılaşılabilecek sorunlar TARK 2009 Kongresi’nde tartışılacak.<br />
TARK 2009 Kongresi’nde ayrıca farklı anestezi yöntemleri, ağrı tedavisi, kritik durumdaki hastalara yaklaşım yurtiçi ve yurtdışından gelecek konuşmacılar tarafından mercek altına yatırılacak.</p>
<p><strong>ANESTEZİ UYGULAMALARINDA SİMULATÖR DÖNEMİ</strong></p>
<p>Prof Dr. Ülkü Aypar, anestezi uygulamalarında simulatör kullanımının uygulama gelişimi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>
<p>Anestezi ile ilgili sorun ve uygulamaların gerçek hastaya çok yakın bilgisayar bazlı simulatörler ile Türkiye çapında anestezi asistanlarının eğitimine katkıda bulunması için de ilk adımlar da bu kongrede atılıyor. 28 Ekim – 1 Kasım tarihlerinde Antalya’da  gerçekleştirilecek olan kongrede; anestezi sonrası bilişsel fonksiyonlardaki değişiklikler, gebe hastalarda anestezi uygulamaları, anestezi kalitesinin arttırılması gibi önemli konular ele alınacak.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/obezite-cerrahisi/obezite-anesteziyi-zorlastiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitkisel ürünler sorun yaratabilir</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/bitkisel-urunler-sorun-yaratabilir.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/bitkisel-urunler-sorun-yaratabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:17:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel ürünler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye&#8217;deki obezite sorunu giderek tehlikeli boyutlara ulaşırken uzmanlar satılan ürünler konusunda da uyarıda bulunuyor.
İç hastalıkları konusunda Türkiye’de düzenlenen en geniş kapsamlı kongre olan, “11. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi”nde konuşmacı olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Metabolizma Ünitesi’nden Doç. Dr. Bülent Okan Yıldız obezite sorunuyla ilgili merak edilen konulara açıklık getirdi.
Obezitenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-48" title="kilolu" src="http://www.obeziterehberi.com/wp-content/uploads/2009/02/kilolu.jpg" alt="kilolu" width="237" height="251" /></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Türkiye&#8217;deki obezite sorunu giderek tehlikeli boyutlara ulaşırken uzmanlar satılan ürünler konusunda da uyarıda bulunuyor.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">İç hastalıkları konusunda Türkiye’de düzenlenen en geniş kapsamlı kongre olan, “11. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi”nde konuşmacı olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Metabolizma Ünitesi’nden Doç. Dr. Bülent Okan Yıldız obezite sorunuyla ilgili merak edilen konulara açıklık getirdi.</p>
<p>Obezitenin bugün için hem dünyada hem Türkiye’de çok önemli bir problem olduğunu söyleyen Yıldız,  “Öyle ki görülme sıklığı açısından baktığımızda dünyada daha sık görülen daha sık bir hastalık yok. Rakamlara baktığımız zaman bir milyar insan dünyada bugün için kilolu ya da obez. Bunun en az üç yüz milyonunun obez olduğunu biliyoruz. ABD baktığımızda her üç erişkinden ikisinin obez olduğunu biliyoruz ve çocuklarda yüzde 15 e varan obezite sıklığı var. Nerden bakarsak bakalım tüm hastalıklarla obezitenin ilişkili olduğunu göreceğiz. Ve bunların başında kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, inme, depresyon, karaciğer yağlanması, değişik psikolojik hastalıklar, çeşitli kanserler olmak üzere hemen hemen birçok hastalıkla obezitenin ilişkisi var. Sadece ABD yıllık harcamaya baktığınızda yüz yirmi milyar doların üzerinde bir direk harcama ve kırk binin üzerinde de yıllık ölüm oranı var. Bu anlamda tabi bizim için obezitenin neden geliştiği bizim için çok önemli. Obezitenin nedenine yönelik genetik bir yatkınlık beraberinde çevresel faktörleri değerlendiriyoruz. Çevresel faktörler içinde sedanter yaşam var. Beslenme alışkanlıklarımızın değişmiş olması var. Tüm dünyada bu böyle. Nasıl tedavi edilir dediğimizde tabi bütün dünya bocalıyor. Tedavi de öncelikli olarak önlemeyi öneriyoruz tabi önleyebilirsek” dedi.</p>
<p><strong>Bitkisel kökenli ürünler komaya sokabilir</strong></p>
<p>Eczanelerde satılan bitkisel kökenli ürünler hakkında sorulan sorulara cevap veren Doç. Dr. Bülent Okan Yıldız, “Bu obeziteyle ilgili kendi kendine bir yaklaşım ya da bir eczaneden alınan tavsiyeyle yaklaşım yapılmaması gerekiyor. Obezite yönetiminde bir hekim kontrolünde ve tercihen burada uzmanlaşmış bir merkezin takibinde olmakta şiddetle fayda var. Beklentinin yüksek olduğu bir hastalık olduğu için hastalarımızın bize gelmeden önce her türlü yöntemi deneme çabasında oluyorlar. Bu anlamada bu ot dediğimiz ya da sağlık bakanlığı kontrolünde olmayan değişik reçete dışında kullanılan ürünlere baktığınızda bir kısmında farmokolojik moleküller olabiliyor ki bunlar bırakın yarar vermeyi komaya dahi sokabiliyor hastayı bizim kendi kliniğimizde yaşadığımız örneğin yurtdışından uzak doğu tıbbından Çin’den değişik otlar getirip prospektüsündeki Çincenin ne olduğunu anlamaksızın bizim yoğun bakımımıza yatıp hani dört günde ancak kendisine getirebildiğimiz komadan çıkardığımız hastalar var” dedi.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/saglikli-beslenme/bitkisel-urunler-sorun-yaratabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 yılda 197 kilo verdi</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/basari-oykuleri/2-yilda-197-kilo-verdi.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/basari-oykuleri/2-yilda-197-kilo-verdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarı Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[197 kilo]]></category>
		<category><![CDATA[197 kilo verdi]]></category>
		<category><![CDATA[200 kilo verdi]]></category>
		<category><![CDATA[292 kilo]]></category>
		<category><![CDATA[david smith]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[
Amerikalı David Smith, 2 yılda diyet ve egzersizle 292 kilodan 95 kiloya inmeyi başararak tığ gibi bir delikanlı oldu.
ARIZONA Eyaleti’nde yaşayan David Smith’in kilo problemi çocuklukta başladı. Kısa zamanda pizza, hamburger, kola sevgisi yüzünden obez olan Smith, 15 yaşına geldiğinde 133, 21 yaşına geldiğinde ise 234 kiloya ulaştı. Kiloları yüzünden evden çıkamayan David 292 kiloya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://healthdietsolutions.com/wp-content/uploads/2009/03/david-smith.jpg" alt="" width="449" height="339" /></p>
<p><strong><span id="Label_spot" style="z-index: 0;">Amerikalı David Smith, 2 yılda diyet ve egzersizle 292 kilodan 95 kiloya inmeyi başararak tığ gibi bir delikanlı oldu.</span></strong></p>
<p><span id="Label_metin" style="z-index: 0;">ARIZONA Eyaleti’nde yaşayan David Smith’in kilo problemi çocuklukta başladı. Kısa zamanda pizza, hamburger, kola sevgisi yüzünden obez olan Smith, 15 yaşına geldiğinde 133, 21 yaşına geldiğinde ise 234 kiloya ulaştı. Kiloları yüzünden evden çıkamayan David 292 kiloya gelince intihar etmeyi düşündü. Ancak arkadaşlarının ikna etmesiyle bir zayıflama kulübüne yazıldı.</p>
<p><strong>Şimdi aşık olmak istiyorum<br />
</strong><br />
David, kısa zamanda fitnes koçu sayesinde zayıflamaya başladı. Günde beş öğün uygulanan diyet listesiyle David hamurlu yiyeceklerden uzak durdu, ayrıca düzenli egzersiz yaptı. Böylece iki yıl içinde 197 kilo vererek incecik olmayı başaran David artık çok mutlu olduğunu açıkladı. Aşırı kilosu yüzünden eve kapandığını söyleyen David, “Şimdi aşık olmak istiyorum” dedi.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/basari-oykuleri/2-yilda-197-kilo-verdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Kilo Vermenin Yolları</title>
		<link>http://www.obeziterehberi.com/haberler/saglikli-kilo-vermenin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.obeziterehberi.com/haberler/saglikli-kilo-vermenin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 08:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo kaybetme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kio verme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.obeziterehberi.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Herkes kilo veremediğinden ve verdiği kiloları da geri aldığından şikayet eder. Ancak, kilo vermenin kolay yolları var. Burada her bireyin metabolizma ve yaşam tarzı özellikleri farklı olduğu unutulmamalı.

O nedenle uzun süreli başarı için mutlaka kişiye özel ayarlamalar yapılmalı. 
Reader&#8217;s Digest dergisi de yayınladığı haberle en iyi kilo verme önerileri sunduğunu iddia ediyor. işte haberde yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes kilo veremediğinden ve verdiği kiloları da geri aldığından şikayet eder. Ancak, kilo vermenin kolay yolları var. Burada her bireyin metabolizma ve yaşam tarzı özellikleri farklı olduğu unutulmamalı.<br />
<span style="font-family: Arial;"><br />
O nedenle uzun süreli başarı için mutlaka kişiye özel ayarlamalar yapılmalı. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">Reader&#8217;s Digest dergisi de yayınladığı haberle en iyi kilo verme önerileri sunduğunu iddia ediyor. işte haberde yer alan zayıflamanın 7 yolu:</p>
<p><strong>1. Sakız çiğneyin:</strong> Bir araştırmaya göre, öğle yemeği ile ikindi atıştırmalığı arasında saatte 15 dakika şekersiz sakız çiğneyen katılımcıların, 60 kalori daha az tükettileri bulundu.</p>
<p><strong>2. Sebze suyu:</strong> Her gün bir bardak az tuzlu sebze suyu için. Kalp ve şeker hastası riski olan 81 aşırı kilolu yetişkinin katıldığı araştırmada, her gün en az bir fincan az tuzlu sebze suyu içenlerin 12 haftada 4 kilo verdikleri görüldü. Sebze suyu içmeyip, sadece az yağlı diyet uygulayanların ise 1 kilo verdikleri belirtildi.</p>
<p><strong>3. Şekerli içecekleri azaltın:</strong> Katı yiyecekler ve içeceklerden gelen kalorileri de unutmayın. Fakat, son zamanlarda yapılan bir araştırmada, günde sadece bir bardak şekerli içecek içmeyerek 6 ay sonra yaklaşık yarım kilo verebileceğiniz ortaya çıkarıldı.</p>
<p><strong>4. Bitki çayları: </strong> Egzersiz yapan aşırı kilolu ve obez kişilerin, aynı kaloriye sahip diğer içecekler yerine yeşil çay içtiklerinde fazladan bir buçuk kilo verdikleri ve yüzde 7 daha çok göbek yağı yaktıkları bulundu.</p>
<p><strong>5. Daha fazla uyku:</strong> Arkansas&#8217;ta Hendrix Koleji&#8217;nde 32 yaz öğrencisi üzerinde yapılan ve 3 haftadan uzun süren çalışma, günde fazladan 2 saat uyuyanların hemen hemen 300 kalori daha az yediklerini gösterdi.</p>
<p><strong>6. Mantar:</strong> Johns Hopkins Bloomberg Okulu Halk Sağlığı araştırmasına göre, yemeklerde et yerine mantarı tercih edenlerin günde 400 kalori daha az tükettikleri saptandı. Araştırmacılar, her hafta bir öğünde mantar yiyenlerin yılda yaklaşık 2,5 kilo verebileceğini tahmin ediyorlar.</p>
<p><strong>7. Sebze tüketin:</strong> Gün boyunca daha çok sebze ağırlıklı beslenme ve akşam da makul bir yemek sizi şişmanlatmayacaktır. Araştırmacılar, sebze tüketmenin kalorilerde doğal bir azalmaya neden olacağını belirtiyorlar.</p>
<p></span></p>
<p>Zaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.obeziterehberi.com/haberler/saglikli-kilo-vermenin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
